Türkiye'nin Gezgin Rotası

Konya gezisi – Gez Dünyayı Gör Konya’yı

0

Rotamız bir hafta sonu Evliyalar Şehri Konya’ya yöneliyor. Bu muazzam tarih dolu şehir her gezginin muhakkak rotasında olması gereken bir yer. Cuma sabahı uçakla İstanbul Atatürk Havalimanı’ndan yola çıkıyoruz, dönüşümüz ertesi gün yani Cumartesi akşamı olacak. Dolu dolu iki gün bizi bekliyor. Ben yazımıza bu gezide ziyaret ettiğimiz noktalarla başlamak istiyorum.

 

  • Sille Köyü
  • Kozana
  • Aya Elena (Elenia) Müzesi
  • Zaman Müzesi
  • İnce Minare
  • Ali Baba Fırın Kebabı
  • Selçuklu Sultanları Türbesi
  • Alaaddin Cami
  • Karatay Müzesi
  • Cemo Etli Ekmek
  • Gurme’vi
  • Mevlana Müzesi
  • Şems-i Tebrizi Cami
  • Aziz Pavlos Kilisesi
  • Rixos Konya

 

Konya ile ilgili sayfalar dolusu yazı yazılabilir. Ancak bu gezi yazısında sizlere her mekan için kısa bilgiler ve notlarımı ileteceğim. Uçaktan iner inmez havaalanı kiralık araç kısmından önceden ayarladığımız aracı teslim alıp, Sille Köyü’ne doğru yola çıkıyoruz.

 

306

 

Sille tarihi yaklaşık 6000 yıla dayanan, sonrasında Roma İmparatorluğu zamanında öne çıkan tipik bir Roma köyü. Şu anda Selçuklu Belediyesi’ne bağlı olan köy Konya merkeze yaklaşık 8 kilometre mesafede. Volkanik kayalara oyulmuşi irili ufakli kiliselerin de bulunduğu yerleşim merkezinde en önemli ziyaret alanları, Ak Manastır, Aya Elena (Elenia) ve Zaman Müzesi.

 

2264

 

Sille’ye saat 10.30 civarlarında varıyoruz ve kahvaltı yapmak için Kozana adlı mekana geliyoruz. Burası da bir mağaranın içinde hizmet veriyor. Bunun dışında köyden bir miktar yüksekte kaldığı için köy manzaralı açık alanı da oldukça geniş. Yöresel kahvaltı ile otantik bir ortamda gezimize güzel bir başlangıç yapıyoruz.

 

284

 

Sonrasında Ak Manastır’ı ziyaret etmek istediğimizde buranın askeri alanda kaldığı için ziyarete kapalı olduğunu öğreniyoruz. Bu manastırın tarihi önemi oldukça fazla. Zira birçok medeniyetin kesişme noktalarından olan Sille’de bulunan Ak Manastır dünyanın en eski ve en büyük manastırlarından biri. Ancak görme şansımız olmadığını öğrenince hemen yürüme mesafesindeki Aya Elena Kilisesi’ne yöneliyoruz. Bu kilise M.S. 4.yy’da Roma İmparatoru’nun annesi tarafından hac güzergahında bir kilise yapılması isteğine binaen yapılmış, ve içerisinde korunmuş ender görülen tarihi eserler içeren mistik bir alan.

 

290

 

293

 

Aya Elenia’dan sonra keskin bir yokuşu tırmanarak deyim yerindeyse dağ başında oldukça şirin ve bir o kadar da bakımlı Zaman Müzesi’ne geliyoruz. Bulunduğu konuma istinaden son derece ilginç bir yer. Zira yüksek bir alanda kaliteli bir müzecilik ile ilginç eserler ile karşılaşıyorsunuz. Özel tasarım saatlerden, eski takvimlere kadar Roma, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemine ait zamana dair eserler mevcut. Eski bir şapel olan bu bina şu anda müze olarak hizmet veriyor.

 

301

 

302

 

Bu arada Sille’de gördüklerim karşısında çok etkilendiğimi itiraf etmeliyim. Zira küçük bir köyde derya deniz tarih bulunuyor ve bu tarihi bir o kadar güzel koruyan ve sunan Selçuklu Belediyesi ve Kültür Bakanlığı’na bağlı çalışanları da tebrik etmek gerekiyor. Sille’de yavaş yavaş ziyaretimizi sonlandırırken köyün ortasından geçen dereye doğru yürüyor, dağlardaki kilise mağaraları izliyoruz. Bir zamanlar Mevlana ile aynı zamanda yaşayan Hristiyan alimlerinin, Mevlana ve ahalisi ile Sille de birçok görüşme ve sohbet gerçekleştirdiğini öğrenince ayrı bir hissiyat duyuyoruz.

 

Öğleden sonra Konya merkeze ulaşır ulaşmaz ilk durağımız Ali Baba Fırın Kebabı oluyor. Konyalı arkadaşlarımdan muhakkak gidilmesi tavsiyesi aldığım, Vedat Milör’ün televizyon programında ben böyle güzel eti sayılı yedim anlamındaki sözleri bizi doğrudan Ali Baba’ya yönlendiriyor.

 

Çarşı içindeki Ali Baba Fırın Kebabı tam anlamıyla bir esnaf lokantası. Ancak içeride fırın kebabı dışında hiçbir ana yemek yok. Tıklım tıklım bulduğumuz mekanın sadece iç alanı mevcut ve arkalara doğru bir masada yer buluyoruz. Girişte fırın önünde yapılan kebaplar içeriye servis ediliyor. Birer porsiyon istediğimiz fırın kebabın yanında soğan ve ekmek geliyor. Etin yumuşaklığını ve ağızda dağılışını tarif etmek güç. Lezzet muazzam seviyelerde. Bu sebeple ek porsiyonları da alıyoruz.

 

İçeride hemen her türlü insan profili mevcut. Öyle ki pazardan dönen bir amcanın hemen ötesinde tek başına gelmiş Amerikalı bir turisti yemek yerken görebiliyorsunuz. Garsonun bize tavsiyesi ete çatal değirmeyip, el ile yemek olduğu için biz de öyle yapıyoruz. Fırın Kebabı’nın lezzeti gerçekten olağanüstü. Konya’da muhakkak lezzet tatmanız gereken bir mekan burası.

 

310

 

İnce Minareli Medrese bir sonraki durağımız. Şehir merkezinde Alaaddin Tepesi’ne yakın bir konumda olan medrese yaklaşık 850 yıl önce inşa edilmiş, uzun zaman medrese görevi gördükten sonra şu anda müze olarak hizmet vermektedir. Müzede taş ve mermere oyma tekniği ile yazılmış eserler, motifler, rölyefler, sandukalar gibi parçalar mevcuttur. Selçuklu simgesi olan kartal başlı eserlerde bu müzede görülebilmektedir.

 

312

 

Yavaş yavaş Alaaddin Tepesi’ne çıkarken çay bahçelerinin birinde bir mola verip şehrin genel havasını izlemeye çalışıyoruz. Tarihi bir alanda olduğunuzu her an hissettiren bu ortamda, İkindi ezanı ile birlikte açık havada ruhumuza esenlikler doluyor. Çay ve kahve arası sonrası Selçuklu İmparatorluğu’nun en büyük ve en eski camilerinden, bu medeniyetin simgelerinden Alaaddin Cami’ni geziyoruz. İhtişamlı caminin sütunları ve işlemeleri hep bir Selçuklu eseri. Bu arada şunu söylemek gerekir ki, Konya’nın hemen her yerinde Selçuklu eserlerinin en güzel örneklerini görmek mümkün.

 

314

 

318

 

Alaaddin Cami’ni müteakiben aynı alanda bulunan Selçuklu Sultanları Türbesi’ne giriyoruz. Okuduğumuz dualar bu topraklarda büyük bir medeniyet kuran ve bugünün Türkiye’si ne de kök veren bir imparatorluğun sekiz sultanına gidiyor. Böyle sekiz hükümdarın aynı türbede bulunması son derece nadir olacağından, türbenin içini de dolaşıp bu alan ile ilgili bilgi almaya çalışıyoruz.

 

321

 

322

 

Hava kararmadan uğradığımız son durak Karatay Medresesi. Ancak bakım çalışması sebebiyle içine giremediğimiz bu eserin etrafını dolaşıyor, tarihi yapıyı inceliyoruz. Çinileri ile ünlü olan bu kapalı tip medreseyi bir sonraki Konya ziyaretimize bırakıyor ve akşam yemeği için Meram’a doğru yol alıyoruz.

 

332

 

359

 

Meram bölgesine ulaştığımızda farklı bir Konya’ya geldiğimizi gördük. Zira son derece modern bir bulvar, yeşillikler arasında az katlı evler, güzel mağazalar ile Konya’nın modern yüzü diye insanın aklına geliyor. Meram’da ilerleyip etrafı seyrederken akşam yemeği için rotamız olan Cemo’ya ulaşıyoruz. Cemo etli ekmek konusunda tercihimiz olan mekan. Zira burası ile ilgili de gayet güzel öneriler aldık. Birçok şubesi bulunan Cemo’da, bir çok yörede kıymalı pide olarak adlandırılan ancak Konya’lıların bu deyimden pek hoşlanmadığı etli ekmeği denemenizi öneriyorum.

 

Akşam rotamız Rixos Konya Oteli. Rixos oteller zincirinin Konya’daki konaklama mekanı şehrin yeni ve büyük otellerinden. Biraz şehir merkezine uzak ta olsa, dekorasyonu, temizliği ve servisiyle kiralık aracınız varsa iyi bir konaklama tercihi olarak seçilebilir. Gün içinde bir hayli mesafe kaydettiğimiz için, yorgunluğumuza istinaden erken yatıyor ve ertesi güne belki de Konya’ya geliş sebebimize Mevlana Müzesi’ne hazırlanıyoruz.

 

Ertesi gün otelden erken saatte ayrılıp kahvaltı için önerilen Gurme’vi Şarküteri’ye gidiyoruz. Seçtiğimiz kahvaltının Konya’ya has yöresel olduğunu söyleyemem, ancak son derece lezzetli olduğu bir gerçek. Gurme’vi sadece bir kahvaltı mekanı değil, aynı zamanda bir şarküteri ve kafeterya. Şarküteri kısmında göze hitap eden son derece güzel ürünlerden alışveriş yapabilir, atıştırmalık alabilirsiniz.

 

363

 

Ve sonunda Mevlana Müzesi’ndeyiz. Aslen dergah olan bugünkü müze alanı, Selçuklu Sarayı’nın gül bahçesidir. Yaklaşık 18.000 metrekare alanda bulunan müze birçok bölümden oluşmaktadır. Şehrin önemli konumlarından biri haline gelen Mevlana Müzesi, şehir içinde bağımsız bir bölüm gibi yer almaktadır. Biz her ne kadar yoğun olmayan bir dönemde ziyaret ettiğimizi düşünsek de, müze avlusuna akın akın ziyaretçilerin gelişi, bölgenin sürekli bir insan akışı içinde olduğu hissini veriyor.

 

349

 

Gözlemlediğim kadarıyla hem yerli hem de yabancı birçok misafir bu lokasyonu hedefliyor. Zira müze çevresi de aynı şekilde hem yerli hem yabancı turistlere hitap eden eşyalar, hatıralıklar, yiyecekler ve benzeri ürünler ile dolu. Açıkçası beklediğimden daha yoğun bir ortamda ziyaretimizi gerçekleştirdik.

 

339

 

Benim tavsiyem avluda görevlilerce cüzi bir ücret karşılığı verilen sesli rehberliği almanız yönünde olur. Hem dışarıda hem içeride birçok tarihi parça ile karşılaşacağınız için, sesli rehber ile bireysel olarak bilgi alma imkanınız olacak. Müzenin mimarisinden, eserlerine kadar yazılacak pek çok konu olabilir. Ancak bu kısa gezi yazısında benim söyleyebileceğim, Konya’ya geldiğinizde Mevlana Müzesi’ni görmeden gitmeyin. Zira bu müze aslında Konya’ya gelenlerin büyük çoğunluğunun ziyaret sebebi aslında.

 

Mevlana’yı anınca Şems-i Tebrizi anmadan olmaz diyerek Şems-i Tebrizi Cami’ne geçiyoruz. Şems Parkı içindeki cami ve türbe, Konya merkezde mahalle arasında kalan bir parkta bulunmaktadır. Büyük bir bahçenin içinde yer alan cami ve türbe son derece sakin ve huzur dolu bir mekan olarak zihinlerimizde yer buldu bu gezide.

 

364

 

Konya’da ki son durağımız Aziz Pavlus (Pavlos) Kilisesi. Hristiyanlığın ilk zamanlarının önemli isimlerinden olan Pavlus’un Konya’ya gelip yaptığı çalışmalar adına ismi verilen kilise, gotik mimaride yapılmış ve Konya merkezde ayakta kalan nadir bir kilisedir. Merkezdeki bu küçük kilisede tarihi merakı olan gezginler için görülmesi gereken bir yapı.

 

375

 

Bu gezimizi Konya için söylenen “Gez Dünyayı, Gör Konya’yı” diyerek sonlandırmak istiyorum. Gerçekten derin bir tarihe ev sahipliği yapmış şehir, özellikle Selçuklu medeniyetinin güçlü izlerini günümüzde dahi taşımaktadır. Yerel olarak gerçekten çok başarılı lezzetlere de ulaşabileceğiniz Konya için şimdiden iyi yolculuklar diliyorum…

 

 

 

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.