Türkiye'nin Gezgin Rotası

Hattuşa ve Çorum Müzesi – Anadolu’da tarihe yolculuk

0

Tarih boyunca insanlığın başladığı ve uygarlığın geliştiği topraklar olarak kabul görür Mezopotamya ve Anadolu bölgesi. Böyle olunca da ülkemiz sınırları içinde ciddi anlamda zengin tarihi varlıklara sahip olduğumuz yadsınamaz. Bir iş seyahati için Kırıkkale ve Çorum’u ziyaret ettiğim zaman görme fırsatı bulduğum Hattuşa (Boğazköy) ve Çorum Müzesi’ni anlatacağım bu yazımda.

 

851

 

İstanbul’dan yaklaşık 650 kilometre uzaklıkta bulunan Unesco Dünya Mirası Listesi’ndeki Hattuşa (Hattuşaş) ya da Boğazköy (Boğazkale) isimli bölge umduğumdan çok fazla etkiledi beni. Anadolu’nun orta yerinde ovaların ortasında hafif tepelik gözlerden uzak, şu an ki yerleşim alanlarının dışında farklı bir yer kesinlikle. Bulunduğu konum itibarı ile Kırıkkale, Çorum ve Yozgat arasındaki bölge, bağlı olduğu Çorum’a 86 kilometre, Yozgat’a 44 kilometre mesafede. Çorum’a ulaşımı yaklaşık 1 saat sürüyor.

 

826

 

Kırıkkale-Çorum yolu üzerinde levhalar size Hattuşa’ya yaklaştığınızda bilgi vermeye başlıyor. Ana yoldan çıktıktan sonra tek şeritli karayolu ile ovaların ve tepelerin arasından, uçsuz bucaksız alanın içinden geçerek Boğazköy’e doğru yol alıyoruz. Bir ara kaybolduğumuzu bile düşündüğümüz bu yol gözlerden uzak bir alanda olduğu için farklı bir tarihi beldeye gittiğimizi kulağımıza fısıldıyor gibi.

 

848

 

Hattuşa’ya vardığımızda öğleden sonra olduğu için akşam saatine kalmadan antik kente girişimizi yapıyoruz. Antik kent geniş bir araziye sahip. Güzel olan kenti araba ile dolaşabiliyorsunuz. Alana girdiğinizde araç ile belirlenmiş istikamette ilerleyip, girişte verilen haritada belirlediğimiz noktalarda arabamızı park edip yaya olarak devam edebiliyoruz. Antik kentin araç ile giriş ve çıkışı tek istikamet ve geniş bir elipsi, virajlı yollarla çıkabiliyorsunuz. Hemen her önemli alanda araç parkı mevcut.

 

838

 

Bir tarih uzmanı gibi bölge ile ilgili çok detaylı bilgiler vermektense size kısa ve özet bilgiler vermek isterim. Zira Hattuşa ile ilgili bilgiler kitaplar dolduracak seviyelerde. Hattuşa’nın tarihi yaklaşık 4000 yıla uzanmaktadır. Kimi kaynaklara göre M.Ö. 19. yüzyıl, kimilerine göre is M.Ö. 17. Yüzyılda yerleşimin başladığı belirtilmektedir. Tarih sahnesindeki önemi hem yüzyıllarca öncesine ait bir yerleşim alanı olması hem de Hitit İmparatorluğu’nun başkenti olmasıdır. Şehir ovadan yaklaşık 300 metre yüksekte konumlanmış, kaya parçaları ve yamaçlarla sınırlandırılmış, ovaya hakim korunaklı büyük bir alandır.

 

841-1

 

Antik Kentte sayısız eser bulunmakla birlikte alan dört ana bölümden oluşur. Bunlar Aşağı Kent, Yukarı Kent, Büyük Kale ve Yazılıkaya’dır. İçlerinde Yazılıkaya diğerlerinden ayrı bir alanda olmakla beraber oldukça yakın mesafededir. Hattuşa’da görülmesi gereken eserler arasında Hattuşa kapıları da denilen Aslanlı kapı, Sfenksli kapı ve Kral Kapısı yer alır. Bölgedeki tapınaklar, kitabeler, çivi yazıları, rölyefler ve kabartmalar gerçekten etkileyici eserlerdir. Ayrıca Yazılıkaya’daki eserler ve açık hava tapınağı da bölgede ziyaret edilmesi gereken kısımlardandır.

 

832-1

 

830-1

 

Antik Kent’de geçirdiğimiz saatler sonrası havanın kararması ve alanın kapanması üzerine akşam konaklama için Çorum’a ulaşıyoruz. Geceyi şehirde geçirdikten sonra ertesi günkü durağımız şehrin önemli noktalarında olan Çorum Müzesi. Şehir merkezinde bulunan müze 1968 yılından beri ziyaretçilerine kapılarını açmaktadır. Pazartesi günleri hariç saat 08.00-17.00 arasında açık olan müzeyi Çorum’a yaptığınız seyahatte muhakkak ziyaret edin.

 

853

 

Çorum Müzesi bölgenin arkeolojik eserleri ile yöre halkının kültürel yapısını sunan eserler ile de oluşturulmuştur. Müzenin ana konusu Hattuşa kazıları ile ortaya çıkan eserler üzerine olsa da Eski Tunç çağından Hellenistik döneme, Roma İmparatorluğu’ndan Frigya’lılara kadar geniş bir döneme ait parçalara ev sahipliği yapmaktadır.

 

854

 

Müzenin dışında otopark alanı bulunmaktadır. Buraya aracınızı bıraktıktan sonra müze bölgesine girdiğinizde sizi geniş bir bahçe, ve bahçe içinde bulunan tarihi eserler karşılayacaktır. Tam karşınızda hastane olarak yapılıp sonradan müzeye dönüştürülen ana binayı göreceksiniz. Müze alanında ana katlar dışında asma katlar da bulunuyor. Ayrıca ayrı bir alanda yöresel eserlerin bulunduğu bir kısımda yer almakta. Son derece düzenli olan bu müzede arkeolojik eserler yanında, Çorum’un simgesi olan leblebiciliğin tarihini anlatan alanlar dahi bulabilirsiniz.

 

856

 

Yazımın başında da belirttiğim gibi bir iş seyahati olarak başladığım Çorum gezisi aslında tam anlamıyla tarih dolu bir ziyarete dönüştü. Tarihe ve arkeolojiye ilginiz varsa, Hattuşa’yı ve Çorum Müzesi’ni görmenizi kesinlikle öneririm. Bu bölgeye yapacağınız bir hafta sonu ziyareti ile Anadolu’nun ve dünya tarihinin derinliklerine bir yolculuk yapmış olacağınızı düşünüyorum.

 

860

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.