Türkiye'nin Gezgin Rotası

Haftasonu Trabzon Gezisi 2.Bölüm

Trabzon'da bir haftasonu

0
Cephanelik

İkinci güne başlarken kahvaltı için ziyaret ettiğimiz bir başka güzel mekandan bahsedeceğim. 1887 yılında yapılmış daire şeklindeki iki binadan oluşan bu tarihi yapı, adını aldığı üzere cephanelik olarak kullanılmış.

Şu an hem otel hem restaurant olarak servis veriyor. Boztepe Mahallesi’nde bulunan Cephanelik, Trabzon’un simge mekanlarından. Ancak her ne kadar tarihi öneme sahipse de, bahçesinden yaptığımız muhteşem kahvaltı ve nezih ortam mutluluk verici.

Kahvaltıda kuymak ve kaygana gibi yöresel lezzetleri de tadabileceğiniz gibi, klasik kahvaltı ürünleri de en lezizi hali ile sunuluyor.

Manastırlar (Vazelon ve Sümela)

Trabzon’da bizi en çok etkileyen yapıların başında manastırlar geliyor. Şehrin sayısız güzellikleri arasındaki manastırlar yüzyıllar önce insanların nasıl yaşamlar sürebildiklerine dair çok farklı düşünceler oluşturuyor. Öyle ki araba ile ulaşmanın dahi çok zor olduğu dağlara yapılmış bu manastırlar, insanların dini hayatlarını inzivada nasıl geçirdikleri hakkında fikirler veriyor.

İlk durağımız Vazelon Manastırı. Vazelon Manastırı Sümela Manastırı kadar bilinmese de daha eski, hatta Türkiye’deki en eski manastırlardan. Hz.Yahya’ya adanmış olan bu yapı, oldukça zor bir ulaşıma sahip. Normal araçlar ile manastıra ulaşmak çok zor olduğu için kesinlikle tavsiye etmiyorum.

Ya bir rehber araç ya da arazi aracı ile çıkmanızı önereceğim manastır Maçka ilçesi’ne 23 km, Trabzon’a 38 km uzaklıkta. Şehir merkezinden ulaşım araba ile yaklaşık 40 dakika sürüyor.

Trabzon’un en bilinen yapılarından Sümela Manastırı ise Vazelon Manastırı’ndan 28 km Trabzon merkezden ise 48 km mesafede. Muhteşem bir atmosferde bulunan Sümela Manastırı, ulaşımının kolay olması sebebi ile oldukça popüler. Sümela Manastırı’na çıkmadan aşağı kısımda kalan tesisde bir mola verip, hatıralık eşyalar alabilirsiniz. Tahmin edileceği üzere Sümela Manastırı etkileyici bir konumda yer alıyor.

Hamsiköy

Son zamanlarda İstanbul’da ki restaurantlarda popüler olan bir tatlı var, Hamsiköy Sütlacı. Sarı rengi, bol fındığı ile son derece leziz olan bu tatlının memleketi olan Hamsiköy olacak durağımız. Manastırların olduğu Maçka’ya bağlı olan Hamsiköy, Trabzon’a 55 km uzaklıkta 1 saatlik bir yol mesafesinde.

Köye ulaşırken çıktığınız dağ yolunda muhteşem fotoğraflar çekebileceğinizi garanti ediyorum. İsviçre Alp’lerinde dolaşır gibi hissedebileceğiniz veya Heidi’nin köylerinde olduğunuzu sanabileceğiniz bu masalsı köye muhakkak gidin. Hamsiköy bir dağın tepesinde ve köyün merkezindeki sütlaççılarda tatlınızı yerken yemyeşil vadileri izleyebilirsiniz.

Özdemir Kasabı

Trabzon civarında oldukça bilinirliğe sahip bu et lokantası adı üzerinde bir kasap. Kendi besledikleri hayvanlardan sundukları etleri, ızgaralarda yapıp servis ediyorlar. Yomra tarafında bulunan Özdemir Kasabı’nın etlerini bir öğle yemeğinde deneyebilirsiniz.

Beton Helva

Trabzon’un ünlü tatlıcısı Beton Helva’yı akşam çarşıda dolaşırken ziyaret etme fırsatı bulduk. Trabzon merkezde Uzun Sokak üzerinde bulunan bu tatlıcıda sadece helva ve dondurma bulabiliyorsunuz. İçecek olarak da şıra ve sahlep sunulan mekanın helvası oldukça başarılı.

Helvalar tamamen pancar şekerinden, dondurmalarda Hamsiköy sütünden yapıldığı için lezzet garantisi alabileceğiniz Beton Helva rotanız dahilinde olması gereken bir mekan.

Ayasofya Müzesi

Üçüncü ve son günümüzün ilk durağı Trabzon Ayasofya Müzesi. Ayasofya Müzesi’nin hemen yanında bulunan müze çay bahçesinde kahvaltımızı yapıyor ve müze ziyaretine başlıyoruz.

Bizans dönemi kiliselerine iyi bir örnek olan yapı, Fatih Sultan Mehmet Han’ın Trabzon’u fethi sonrası cami olarak kullanılmıştır.

Daha sonra bakımsız kalan ancak sonradan ziyarete açılan yapıda Adem ile Havva kabartmaları ve Hz.İsa’ya dair duvarlara işlenmiş resimler mevcut. Trabzon Ortahisar’da bulunan müze şehir merkezine çok yakın.

Atatürk Köşkü

Trabzon gezimizin son durağı Atatürk Köşkü. Trabzon Soğuksu sırtlarında çam ormanları arasından deyim yerindeyse muhteşem bir yapı. 1890 yılında yapılan bina Rönesans mimarisine sahip, bahçe içinde oldukça güzel bir köşk.

Atatürk’ün Trabzon’u ziyareti sırasında kaldığı ve çok beğendiği yapı, daha sonra Atatürk’e tahsis ve temlik edilmiştir. Müze olarak kullanılan bina gerek tarihi önemi gerekse mimari güzelliği sebebiyle görülmesi gereken yerlerin başında geliyor.

İki buçuk gün süren Trabzon gezimizi tadı damağımızda kalarak tamamlıyoruz. İlk defa ziyaret edip de bu kadar sevdiğim çok az yer olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. İstanbul’a akşamüstü uçağı ile dönerken, en kısa zamanda ziyaret etmenizi tavsiye ettiğim güzel şehir Trabzon’a veda ediyoruz.

Benzer yazılarımız için aşağıdaki yazı bağlantılarımızı ziyaret edebilirsiniz

Birgi – Ege’nin Saklı Kasabası

Hattuşa ve Çorum Müzesi – Anadolu’da Tarihe Yolculuk

Konya Gezisi – Gez Dünya’yı Gör Konya’yı

Şile ve Ağva’da kısa bir ara

Kayseri ve Kapadokya’da Haftasonu

Gaziantep Şehir Turu

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.